Bluzuyla uyumlu seçtiği göz makyajının arasından gözlerinin içine baktığımda onun da içeri odaklandığını görmek o bir kaç küçük saniyede ayağımı olmasa da elimi titretmişti biraz.  
Ayrılırken uzattığı yanağına nasıl davranacağımı biraz şaşırmış olmamı o küçük öpücüğün bir kaç haftasındaki mesajlaşmamızda hatırlatmıştı zaten nazikçe ve hınzırca..
"-evet biraz uzun bi öpücüktü :)-"
İlk küçük öpücükten sonra buluşabileceğimiz ilk gün onu evde Galatasaray - Akhisar Belediyespor maçını izlemeye davet etmeminbahaneden çok bir realite olduğunu davetimi kabul mesajı ile ispatlayabilirim..
"-eğer maç izlemeye gelirsem maç izlerim !"
Benim ona kahve yapıp metro ikram etmem ve arasıra dikkatini maçtan kendime çekmeye çalışmamla geçen geçen maçta elini tutabilmem için maçın 3-0 olması gerekti. Kombinesi olmasına rağmen bana gelmesine duyduğum saygıdan itiraz etmedim.
Gözlerinin içine dokunarak başlayan temasım sol yanağına bıraktığım öpücükle sınırlı kalmıştı. Bugün ise birbirini tutan, parmak uçlarıyla keşfeden, mikro ilerlemeyle sonsuz bi alanın nokta nokta keyfini çıkaran iki piç vardı sanki.
Ellerinden sonra kokusuna ne nefesine dokunabileceğim yakınlık artık onun ilk şehvet nefesini ciğerlerinden bıraktığı an ile duvarı aştı. İlk öpüşmemizdeki dudaklarının ağır hareketlerini gözümün önüne getirebiliyorum.  Ve bu ağırlığı zamanın biraz durmuş olmasına bağlıyorum. Zaman durdu zaten o ayrı.
Öpüşürken bağımsızlığını ilan eden hiperaktif ellerim bugün saçları, boynu ve çekingence gerdanıyla tanıştı biraz da.
O gün maç izlemeye geldi. Ve evet maç izledik :) 

Bluzuyla uyumlu seçtiği göz makyajının arasından gözlerinin içine baktığımda onun da içeri odaklandığını görmek o bir kaç küçük saniyede ayağımı olmasa da elimi titretmişti biraz.  

Ayrılırken uzattığı yanağına nasıl davranacağımı biraz şaşırmış olmamı o küçük öpücüğün bir kaç haftasındaki mesajlaşmamızda hatırlatmıştı zaten nazikçe ve hınzırca..

"-evet biraz uzun bi öpücüktü :)-"

İlk küçük öpücükten sonra buluşabileceğimiz ilk gün onu evde Galatasaray - Akhisar Belediyespor maçını izlemeye davet etmeminbahaneden çok bir realite olduğunu davetimi kabul mesajı ile ispatlayabilirim..

"-eğer maç izlemeye gelirsem maç izlerim !"

Benim ona kahve yapıp metro ikram etmem ve arasıra dikkatini maçtan kendime çekmeye çalışmamla geçen geçen maçta elini tutabilmem için maçın 3-0 olması gerekti. Kombinesi olmasına rağmen bana gelmesine duyduğum saygıdan itiraz etmedim.

Gözlerinin içine dokunarak başlayan temasım sol yanağına bıraktığım öpücükle sınırlı kalmıştı. Bugün ise birbirini tutan, parmak uçlarıyla keşfeden, mikro ilerlemeyle sonsuz bi alanın nokta nokta keyfini çıkaran iki piç vardı sanki.

Ellerinden sonra kokusuna ne nefesine dokunabileceğim yakınlık artık onun ilk şehvet nefesini ciğerlerinden bıraktığı an ile duvarı aştı. İlk öpüşmemizdeki dudaklarının ağır hareketlerini gözümün önüne getirebiliyorum.  Ve bu ağırlığı zamanın biraz durmuş olmasına bağlıyorum. Zaman durdu zaten o ayrı.

Öpüşürken bağımsızlığını ilan eden hiperaktif ellerim bugün saçları, boynu ve çekingence gerdanıyla tanıştı biraz da.

O gün maç izlemeye geldi. Ve evet maç izledik :)